Melekler

Allahü teâlânın bütün emirlerini yapan, O’na hiç isyân etmeyen kıymetli kulları. Melek “elçi, haber verici” veya “kuvvet” demektir. Melekler, gözle görülmeyecek şekilde yaratılmış ama, izn-i ilâhî ile gözle de görülebilen nûrânî varlıklardır. Muhtelif şekillere girebilirler. Meleklerin bir kısmı nurdan (ışıktan, ziyâdan), yaratılmıştır. Melekler, latîf cisimlerdir. Gaz hâlinden daha latîftirler, nûrânîdirler. Diridirler. Akıllıdırlar. İnsanlardaki kötülükler, meleklerde yoktur. Onlarda nefis, gazap (kızgınlık), şehvet yaratılmamıştır. Yemek, içmek ihtiyaçları yoktur. Allahü teâlâyı tesbih ve zikr ederek yaşarlar. Gıdâları budur. Gazlar, sıvı ve katı olduğu gibi ve katı olunca şekil aldığı gibi, melekler de şekiller alabilirler. Melekler, büyük insanların bedeninden ayrılan ruhlar değildirler. Hıristiyanlar, melekleri böyle ruh sanıyorlar. Enerji, kuvvet gibi, maddesiz de değildirler.

Melekler her canlıdan önce yaratıldı. Onun için kitaplara îmândan önce, meleklere îmân edilmesi bildirildi. Kitaplar da peygamberlerden öncedir. Kur’ân-ı kerîmde de inanılacak şeylerin ismi bu sıra ile bildirilmektedir. İslâmiyet, meleklere şöyle îmân edilmesini bildirmektedir:

“Melekler, Allahü teâlânın kullarıdır. Ortakları değildir, kızları değildir. Kâfirler, müşrikler öyle sandılar. Allahü teâlâ hepsini sever, Allahü teâlânın emirlerine itâat ederler. Bir an Allahü teâlâya âsî olmazlar. Emrolunduklarını yaparlar. Onlarda günah işleyecek nefs-i emmâre yoktur (Bkz. Nefis). Allahü teâlâ, Tahrim sûresi 6. âyetinde meâlen; “Allah, onlara ne emir ettiyse, O’na isyân etmezler ve emir edildikleri şeyi yaparlar.” buyuruyor. İbâdet etmekte gevşeklik, tenbellik, usanma göstermezler. Enbiyâ sûresi 20. âyetinde meâlen; “Gece-gündüz hep Allahü teâlâyı tesbih ederler, usanmazlar.” buyruldu. Erkek ve dişi değildirler. Evlenmezler. çocukları olmaz. Melekler, hayat sâhibi, diridirler. Melekleri inkâr etmek, onlara düşman olmak küfürdür. Allahü teâlâya karşı gelmek olur. Bakara sûresi 92. âyetinde meâlen; “Kim Allah’a, meleklerine, peygamberine, Cebrâil’e, Mikâil’e düşman olursa, bilsin ki, Allah kâfirlerin düşmanıdır.” buyruldu.

Sayısı en çok olan mahlûk meleklerdir. Bunların sayılarını Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. Göklerde, meleklerin ibâdet etmedikleri, boş bir yer yoktur. Göklerin her yeri kıyamda, rükûda veya secdede olan meleklerle doludur. Göklerde, yerlerde, otlarda, yıldızlarda, canlılarda, cansızlarda, yağmur damlalarında, ağaçların yapraklarında, her molekülde, her atomda, her reaksiyonda, her harekette, her şeyde meleklerin vazîfeleri vardır. her yerde, Allahü teâlânın emirlerini yaparlar. Allahü teâlâ ile mahlukları arasında vâsıtadırlar. Bâzıları, başka meleklerin âmiridir. Bâzıları, insanların peygamberine haber getirir. Bâzıları, insanların kalbine iyi düşünce getirir ki, buna “ilhâm” denir. Bâzılarının, insanlardan ve bütün mahluklardan haberi yoktur. Allahü teâlânın cemâli karşısında kendilerinden geçmişlerdir. Her birinin belli yeri vardır. Oradan ayrılmazlar. Bâzısının iki, bâzısının dört veya daha çok kanadı vardır. Her hayvanın kanadı ve tayyârelerin kanatları, kendilerinin yapısında olup, birbirlerine benzemediği gibi, meleklerin kanadı da, kendi cinslerindendir. Meleklerin kanatları vardır. İnanılır, fakat nasıl olduğu bilinmez. İnsan, görmediği, bilmediği bir şeyin adını işitince, bunu bildiği şeyler gibi sanıp aldanır. Kiliselerde ve bâzı mecmua ve filimlerde, melek diye görülen kanatlı kadın resimleri uydurmadır. İslâmiyet böyle resim yapmayı yasaklamıştır. Cennet melekleri, Cennettedir. Bunların büyüklerinin adı “Rıdvan”dır. Cehennem meleklerine “Zebânî” denir. Bunlar, Cehennemde emrolunan vazîfelerini yapar. Cehennem ateşi bunlara zarar vermez. Deniz, balığa zararlı olmadığı gibidir. Cehennem zebânîlerinin büyükleri on dokuzdur. En büyüğünün adı “Mâlik”tir. Her insanın hayır ve şer, bütün işlerini yazan, ikisi gece, ikisi gündüz gelen dört meleğe, “Kirâmen kâtibîn” veya “Hafaza melekleri” denir. Hafaza meleklerinin, bunlardan başka olduğu da bildirilmiştir.

Sağ taraftaki melek, soldakinin âmiridir ve iyi işleri yazar. Soldaki, kötülükleri yazar. Kabirlerde, kâfirlere ve âsî Müslümanlara azâb edecek melekler ve kabirde suâl soracak melekler vardır. Suâl meleklerine “Münker ve Nekir” denir (Bkz. Münker ve Nekir). Müminlere soranlara “Mübeşşir ve Beşir” de denir.

Meleklerin birbirlerinden üstünlükleri vardır. En üstünleri dörttür.

Bunların birincisi “Cebrâil” aleyhisselâmdır. Bunun vazîfesi peygamberlere vahy getirmek, emir ve yasakları bildirmektir.

İkincisi, Sûr denilen boruyu üfürecek olan “İsrâfil” aleyhisselâmdır. Sûra iki defâ üfürecektir. Birincisinde, Allahü teâlâdan başka her diri ölecektir. İkincisinde, hepsi tekrar dirilecektir.

Üçüncüsü “Mikâil” aleyhisselâmdır. Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk, ekonomik düzen yapmak, ferahlık ve huzur getirmek ve her maddeyi hareket ettirmek, bunun vazîfesidir.

Dördüncüsü, “Azrâil” aleyhisselâmdır. İnsanların rûhunu alan budur. Fârisî dilinde rûha, cân denir.

Bu dört melekten sonra üstün olan dört sınıftır: “Hamele-i Arş” denen melekler, dört tânedir. Kıyâmette sekiz olacaktır. Huzûr-ı ilâhîde bulunan meleklere “Mukarrebîn”, azâp meleklerinin büyüklerine “Kerûbiyân”, rahmet meleklerine “Rûhaniyân” denir. Bunların hepsi, meleklerin, havâssı, yâni üstünleridir. Bunlar, peygamberlerden başka, bütün insanlardan daha üstündür. Müslümanların sâlihleri ve velîleri, meleklerin avâmından, yâni aşağılarından daha efdal, daha üstündür. Meleklerin avâmı, Müslümanların avâmından, yâni âsi ve fâsıklarından efdaldir.